Diyarbakır’da 2025 yılında yaşanan ve kamuoyunda büyük tepki yaratan hamile kadın cinayeti davası, 2026 yılında kritik aşamaya geldi. Siyabent Şeker isimli sanık hakkında hazırlanan iddianamede, 3 aylık hamile Helin Eren‘i öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edilen iddianamede, sanığın planlı bir şekilde mağduru tuzağa düşürdüğü ve soğukkanlılıkla cinayeti işlediği vurgulanıyor.
Cinayetin İşlenme Şekli ve Detayları
İddianameye göre olay, 24 Temmuz 2025 tarihinde gece saatlerinde Sur ilçesi Çiftkapı mevkisinde gerçekleşti. Sanık Siyabent Şeker, eski eşi Helin Eren’i “çiçek alacağım, yemek ısmarlayayım” bahanesiyle buluşmaya ikna etti.
Cinayetin işlenme şekli şu şekilde gerçekleşti:
- Tuzak kurma: Sanık, hamile olan mağduru yumuşak sözlerle ikna etti
- Takip: Mağdur ve kuzenini gizlice takip etti
- Saldırı: Hiçbir uyarı vermeden 5 el ateş etti
- Kaçış: Olay yerinden kaçtı ancak 4 saat sonra yakalandı
Tanık ifadelerine göre, Helin Eren kesinlikle küfür etmedi ve saldırıya gerekçe olabilecek herhangi bir davranışta bulunmadı.
Hukuki Süreç ve Ceza Talebi
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, sanık hakkında iki ayrı suçtan ceza talep etti:
| Suç | Ceza Talebi |
|---|---|
| Kadına karşı kasten öldürme | Ağırlaştırılmış müebbet hapis |
| Ruhsatsız silah bulundurma | Ayrı ceza |
Savcılık, haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiğini de özellikle vurguladı. Bu karar, benzer davalarda sanıkların sıklıkla başvurduğu “tahrik” savunmasına karşı önemli bir tutum sergiliyor.
Aile Avukatının Değerlendirmesi
Mağdur ailesinin avukatı Onur Değer, iddianamenin emsal nitelikte olduğunu belirtti. Avukat şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kadına karşı birçok işlenen cinayet dosyalarında sanıkların haksız tahrik indirimi almak için kurguladığı iddialara geçit verilmemiştir. Bu, yargının kadın cinayetlerine karşı tutumu açısından önemli bir gelişmedir.”
Avukat ayrıca, cinayetin işlenme şeklinin sanığın acımasızlığını gösterdiğini ve yargı makamlarının gerekli hassasiyeti göstereceğine inandığını ifade etti.
Davanın Toplumsal Etkisi
Bu dava, 2026 yılında kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Özellikle şu konularda dikkat çekiyor:
- Hamile kadınlara yönelik şiddetin cezalandırılması
- “Tahrik” savunmasının reddedilmesi
- Planlı cinayetlerin tespiti ve cezalandırılması
- Kadın cinayetlerinde caydırıcı ceza uygulaması
Kadın cinayeti nedir ve nasıl önlenir?
Kadın cinayeti, kadınların cinsiyetleri nedeniyle öldürülmesi anlamına gelir. Önlenmesi için toplumsal farkındalık artırılmalı, şiddet belirtileri erkenden tespit edilmeli ve yasal koruma mekanizmaları güçlendirilmelidir. Aile içi şiddet durumunda 183 ALO Şiddet Hattı aranabilir.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ne demektir?
Ağırlaştırılmış müebbet hapis, en ağır ceza türüdür ve kişinin ömür boyu hapiste kalması anlamına gelir. Kadın, çocuk veya hamile kadın cinayetlerinde uygulanır. Bu cezada şartlı tahliye imkanı çok sınırlıdır ve en erken 30 yıl sonra değerlendirilir.
Haksız tahrik indirimi nedir ve ne zaman uygulanır?
Haksız tahrik, mağdurun haksız davranışı nedeniyle failin öfkelenmesi durumudur. Ancak kadın cinayetlerinde bu indirim giderek daha az uygulanmaktadır. Mahkemeler, bu savunmaları daha titizlikle incelemekte ve gerçek tahrik durumu olmadığında reddetmektedir.
Hamile kadına yönelik şiddet nasıl cezalandırılır?
Hamile kadına yönelik şiddet, Türk Ceza Kanunu’nda ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilir. Bu durumda hem anne hem de bebek için risk oluştuğu kabul edilerek daha ağır cezalar verilir. Hamile kadın cinayetinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası uygulanabilir.
Kadına yönelik şiddet davalarında hangi koruma tedbirleri alınır?
Kadına yönelik şiddet davalarında uzaklaştırma kararı, koruma kararı, geçici nafaka, çocukların velayeti gibi tedbirler alınabilir. Ayrıca mağdur kadın için güvenli ev hizmeti, psikolojik destek ve hukuki yardım sağlanır. Acil durumlarda 155 Polis İmdat hattı aranmalıdır.
Sonuç olarak, bu dava Türkiye’de kadın cinayetleriyle mücadelede önemli bir test niteliği taşımaktadır. Yargının bu konudaki kararlı tutumu, benzer suçların önlenmesinde caydırıcı etki yaratabilecektir. Toplumun bu konudaki duyarlılığı ve kadına yönelik şiddetle mücadeledeki kararlılığı, gelecekte yaşanabilecek trajediların önlenmesinde kritik önem taşımaktadır.


?>